

Günün gürültüsü yerini sessizliğe bıraktığında, bizim için asıl hikaye başlıyor. İki kardeş baş başa veriyoruz; masamızda sadece kahvemiz, arkada hafif bir müzik ve zihnimizdeki karakterler oluyor. O anlarda her şey yavaşlıyor, sadece yazdığımız satırların ritmi kalıyor. Kahramanlarımızın hislerini kendi iç dünyamızla harmanlayıp kağıda döküyoruz. Bu karanlık ama samimi dünyada her kelimeyle biraz daha kendimizi buluyor, her cümlede okurlarımızla en doğal halimizle dertleşiyoruz.
.jpg)
Ayrı şehirlerde nefes alırken, kelimelerin izinde tekrar aynı hikayede buluşuyoruz. Aramızdaki mesafeler, yazdığımız her satırla birleşip tek bir yola evriliyor; sanki kilometrelerce uzaktan hayali bir masanın iki ucuna oturmuş gibiyiz. Bu ortak masada dertleşir gibi kuruyoruz kurgularımızı. Birimiz karakterlerin sert köşelerini törpülerken, diğerimiz ruhun kuytu boşluklarını dolduruyor. Farklı pencerelerden baksak da zihnimizin puslu noktalarında birbirimizi daima tamamlıyoruz.

Perde Arkasında İki Kardeş
Burası iki kardeşin zihnindeki gürültünün dindiği, kurguyla gerçeğin birbirine sokulduğu gizli bir arka oda gibi. Kağıt üzerine dökülen her gölge ve her tutku, dış dünyadan kaçıp soluklandığımız bu mahrem sığınakta kendine yer buluyor. Yazmak, aramızdaki o görünmez bağın en dürüst ve en derin yansıması olmaya devam ediyor. Biz sadece anlattığımız bu karanlık masallarda nefes alıyoruz.
Kelimelerin ötesinde buluşalım...
Bize Yazabilirsiniz